Belki de bir dönem hepimizin başından geçmiş, farkında bile olmadan tecrübe ettiğimiz; ancak yine de kalıcı hasarlar bırakabilecek bir olgudan bahsediyoruz. Zorbalık, bugün okulda, iş yerlerinde ve daha nice sosyal ortamda karşılaşabileceğimiz, gündelik bir fenomen.
Zorba kişiler, nerede ve ne zaman duracaklarını bilmezler. Hedeflerindeki mağdurların psikolojik ve -eğer imkanları varsa- fiziksel olarak azap çekmeleri için ellerinden geleni yaparlar. Zorbalığın hedefindeki kişiler genellikle sosyal konumları, cinsiyetleri, dini bakış açıları veya ırksal kökenleri sebebiyle saldırı altında kalırlar. İtmek, vurmak ve karşı tarafın isteği dışında temas, aşağılayıcı hareketler zorbalığın belki de en öne çıkan içeriklerinden yalnızca birkaçı. Uzmanlar, dışlayıcı tavırlar ve ayrıca dedikodunun da bir çeşit zorbalık olarak kabul edilebileceğini belirtiyorlar.
Özellikle Kanada gibi bazı ülkelerde zorbalık konusunda geniş katılımlı çalışmalar ve projeler yapılıyor. Nova Scotia’da bir grup öğrenci tarafından yapılan ‘Pembe Tişört Günü’ de bunlardan bir tanesi. Okulun ilk günü pembe bir tişört giydiği için zorbalığa maruz kalan bir öğrenci için yapılan bu etkinlik, daha sonrasında ‘Anti-Zorbalık Günü’ ismiyle geleneksel bir farkındalık günü olarak kabul edilmiş. Etkinliğin tüm katılımcıları pembe tişörtler giyerek bu tarz bir zorbalığa karşı seslerini yükseltiyorlar.
Zorbalık, maalesef sadece okullarda ve öğrencilik dönemlerimizde karşılaştığımız bir sıkıntı değil. Günümüzde, özellikle iş yerlerinde ve sosyal atmosferler içerisinde de zorbalığı yaygın bir şekilde tecrübe ediyoruz. Çoğunlukla statü olarak bir veya iki üst mertebede olan çalışanlar, kendi alt gruplarında bulunan iş arkadaşlarını yersiz şakalara, aşağılamalara veya bu kişilerin özel hayatlarına yönelik saldırgan sözlere maruz bırakabiliyorlar. Mücadele edebilen mağdurlar bir şekilde iş hayatlarına aynı ortamda devam edebilirken, psikolojik olarak yara alan kişiler ise bulundukları iş yerindeki maddi imkanlar ne kadar iyi olursa olsun, işlerini bırakacak noktaya geliyorlar.

– Mahremiyet ve itibarı…
Bir diğer zorbalık modeli ise özellikle son dönemde sosyal medya üzerinde sık sık karşılaştığımız siber zorbalık, veya daha popüler tanımı ile linç kültürü. Bu kültürün genelde Twitter ve Instagram üzerindeki yorumlarla beslenen ve en ağır örneklerde mağdurların intiharına bile sebep olabilen bir canavar haline geldiğine hep birlikte şahit oluyoruz. Zorbalığı uygulayan kişiler ise herhangi bir yaptırımla karşılaşmadan yeni hedeflerini rahat bir şekilde belirliyorlar.
Zorbalığı yapan kişilerin açısından bakıldığında onların da geçmişlerinde benzer sıkıntılar, yetersizlikler, aile içerisinde rol model olan kişiler ve kendilerini etkileyen hayat şartları olabilir. Ancak, Aziz Ambrose`nin de söylediği gibi, hiç kimse bir diğerini yaralayarak kendi yaralarını iyileştiremez.

