Kıyafet: Neden ve nasıl?

Çoğunlukla evde geçirdiğimiz korona günlerinin belki de en güzel yanlarından bir tanesi, sonraki gün giyilecek kıyafet seçiminin yarattığı telaştan bir nebze kurtulmak oldu. Renk uyumu, farklılık, uygunluk ve temizlik kriterleri altında yapılan tercihler, iş ortamlarının kapanması ve sosyal ortamların kısıtlanması sebebiyle ileri tarihlere ertelendi. Peki, günün 12-13 saatini içinde geçireceğimiz kıyafetler için bu kriterler neden ve nasıl belirlenir?

Bir nişan veya düğün organizasyonu söz konusu olduğunda, genel görüntüyü belirleyen yazısız kurallar devreye girer. Bu gibi durumlarda zihinlerdeki kombin neredeyse bellidir: Kadınlar için klasik; ancak gelinin önüne geçmeyecek bir elbise ve erkekler için partnerinin seçtiği renge uygun bir takım elbise. Davetiyedeki bilgi bölümünde düğünün sahil kenarında yapılacağı belirtilmişse, katılımcılar genelde haki ve beyaz renklerde daha rahat kıyafetler kullanmayı tercih eder.

İş ortamlarında ise durum biraz daha karmaşıktır. Bazı işverenler ve şirketler çalışanlarının rahat olması açısından business casual adı verilen bir tarzı destekler. Bu terim, esasen çalışanlar için genel bir çerçeve sunar; ancak karışıklıklara da sebep olabilir. Örneğin, business casual başlığı altında bir ofiste gömlek ve koyu renkli kot pantolon giyilmesi uygun görülürken, bu giyim tarzı bir diğerinde yalnızca kravatsız ve ceketsiz çalışmak anlamına gelebilir. Bunların dışında, bazı işletmeler de çalışanların klasik tarzda kıyafetler kullanması konusunda katı kurallar uygulamaktadır.

Pek çok alanda daha karşılaştığımız ve önceden oluşturulmuş algılarla şekillenen bu yazısız kurallar bütünü, insanların iş yerlerindeki çalışma tempolarını ve sosyal ortamlarda kendilerini ifade etme süreçlerini olumsuz yönde etkiler. Örneğin, bir düğün organizasyonuna kot pantolon ve tişört giyerek giden bir kişi, muhtemelen diğer katılımcılar tarafından ayıplanacak ve gecenin en sansasyonel konusu olacaktır. Halbuki, bahsi geçen kişi kendisini en rahat hissettiği şekilde orada bulunmak istemiş olabilir; ancak, bu karar sebebiyle acımasız algıların güçlendirdiği zihin mahkemelerinde sonsuz kez yargılanmaktan kaçamayacaktır.

Bir diğer husus ise bu kuralların mekandan mekana, kişiden kişiye değişebiliyor olması. Söz gelimi, bir iş yerinde kadın çalışanlar yaz veya kış dönemi fark etmeksizin rahatlıkla eteklerini kullanabilirler. Bu noktada, algı ve estetik sayacının ibresi normal ifadesinin üzerinde duracaktır. Ancak, erkek çalışanlar için yalnızca yaz döneminde şort giyme düşüncesi, sayaca göre büyük bir yanlış olarak kabul edilecektir.

Elbette, kıyafet seçimlerinin tamamen serbest bırakılması, suistimallere ve yanlış anlaşılmalara yol açabilir. Lakin önemli olan, dış görünüşün algılara uygun olup olmamasından ziyade, kişilerin sosyal alanlarda kendilerini nasıl hissettiği ve iş ortamlarında ortaya koydukları işin kalitesidir.

Yorum bırakın