Çivi yazısından basılı medyaya geçiş sürecinden bugüne dek, yeni iletişim teknolojilerinin toplumları nasıl şekillendirebileceğini tahmin etmek her zaman zor olmuştur. Bugünün birbirine güçlü kaynaklarla bağlı dünyasındaki bilgi aktarımının çapı ve hızı ise geçmişteki yöntemlerle kıyaslanamayacak noktaya geldi. Günümüzün popülaritesini halen koruyan internet sitelerinden biri olan Facebook, 10 yıldan kısa bir süre içerisinde 1 milyar kullanıcı sayısına erişti. Twitter, kurulduktan sonraki ilk 7 yılı boyunca 500 milyon civarında aktif üyeye ulaştı. Son dönemde yıldızını iyice parlatan Youtube ise her bir dakika içinde kullanıcılarına 48 saatlik yeni içerik sunmaya devam ediyor.
Sosyal medya dünyası, oldukça genç ve içerisinde farklı kültürleri barındıran büyük bir platforma dönüştü. Bu fenomen, gerçek dünya üzerinde pek çok değiştirici ve dönüştürücü etkiyi yaratmayı da başardı. Söz gelimi, Mısır ve Tunus`taki yoğun sosyal medya faaliyetlerinin ardından Arap Baharı adı verilen bir siyasi dönüşüm süreci ortaya çıktı. Bununla birlikte, hükümetler sosyal medya mesajları ve paylaşımları üzerinden seçim sonuçlarına yönelik tahmin çalışmaları yürütmeye başladı. Politika alanındaki bu değişimlerin yanında, markalarına yönelik tüketici tepkilerini sosyal medya üzerinden değerlendiren şirketlerin sayısı gün geçtikçe arttı. Bugünlerde, vizyondaki filmlerin gişe başarılarının dahi sosyal medyadaki tepkiler çerçevesinde şekillendiğini söyleyebiliriz.
Diğer yandan, sosyal medyanın sahip olduğu bilgi ve paylaşım kapasitesi sebebiyle bazı kurum ve kişiler, maddi veya manevi kayıplara uğrayabiliyor. Örneğin, United Airlines ile seyahat eden bir müzisyen, gitarının bagaj sorumluları tarafından kırıldığına dair başvurusu reddedilince ‘United Breaks Guitars’ adlı bir parça hazırlıyor ve parçayı Youtube üzerinden yayınlıyor.* Bu video, 15 milyonun üzerinde izlenme alıyor ve United Airlines hisseleri borsada %10 civarında değer kaybediyor. Şirketin hissedarları da bu olay sebebiyle hanelerine 180 milyon dolarlık büyük bir zarar yazmak zorunda kalıyorlar.

Gerçek olayların yansıması ve ses getirmesinin yanı sıra, toplumda büyük gerginliklerin yaşandığı dönemlerde, sosyal medya üzerinde yayılan yanlış haberler sebebiyle geniş çaplı dijital yangınlar oluşuyor ve bu yangınlar, insanları korku ve paniğe sevk edebiliyor. Örneğin, Meksika`daki anneler, sosyal medyadaki silahlı saldırı iddiaları sebebiyle çocuklarını uzun bir süre okula göndermiyorlar. 2012 Sandy Kasırgası esnasında, anonim bir Twitter kullanıcısının New York Borsası`nın sular altında kaldığına yönelik paylaşımının ardından, doğru bilgi gelene kadar finans dünyası üzerinde büyük bir panik hakim olmaya başlıyor.
Sosyal medya üzerindeki dezenformasyonun boyutları, kimi zaman öyle noktalara ulaşıyor ki gerçekler resmi kaynaklar tarafından açıklansa bile insanlar bunlara inanmamayı tercih ediyorlar. Özellikle, benzer ideolojilere sahip insanların yanlış bilgileri kendi faydaları için paylaşmaya devam etmeleri, büyük ve yanlış bir kamuoyunun oluşmasına sebep oluyor.
Son dönemde, yayılan yanlış haberler ve anonim hesaplardan yapılan çeşitli paylaşımlar sebebiyle sosyal medya üzerinde geniş çaplı denetimler uygulanmasını isteyen hükümetler, bu konuyu gündemlerine taşıyor ve yasal düzenlemeler yoluyla denetim gücünün kendilerine verilmesini talep ediyorlar. Öte yandan, düşünce özgürlüğünün zarar göreceğini savunan kesimler ise bu denetimlerin birçoğuna şiddetle karşı çıkıyor.
Fayda-zarar ekseninden baktığımızda, sosyal mecraların iletişime yeni bir soluk getirdiği ve toplumda pek çok değişime ön ayak olduğu aşikar. Ancak, çeşitli kontrol mekanizmalarının olmadığı bir ortamda yaratılan sahte bilgiler ve yanlış kamuoyu, insanların yaşamlarında büyük yıkımlara da sebep olabiliyor. Dolayısıyla, bu mecralardan en yüksek faydayı sağlamak adına tüm paydaşların yer aldığı titiz bir çalışmanın yapılmasının elzem olduğunu söyleyebiliriz.
*Dave Carroll`un United Breaks Guitars adlı parçasını aşağıdaki bağlantıdan dinleyebilirsiniz.
