Karanlık Çağ`ın sonları ve Antik Çağ`ın başlarında, Yunan askeri gücü ‘Homeric’ savaşçılar olabilmeleri için gerekli olan zamana, kaynağa ve eğitime sahip olan elitlere dayanıyordu. Sıradan insanlardan oluşan piyadeler ise savaşlarda aristokratların ardından ikincil bir rol üstleniyordu. Askeriye ve savaş alanındaki bu tekel, aristokratlara resmi görevlerde, dini işlerde ve ekonomik hayatta büyük bir politik ve sosyal ayrıcalık kazandırdı. Sayıca fazla ve sinirli ‘ayaktakımı’ bile bu yüksek seviye donanımlı ve iyi eğitimli savaşçılarla boy ölçüşemiyordu.
Hoplit taktiklerinin uygulanmaya başlaması, aristokratların askeri üstünlüğüne son verdi. Hoplitler, ellerinde uzun bir mızrak veya kısa bir kılıç ile yuvarlak ve geniş bir kalkan taşıyan, zırh olarak güçlü bir göğüs plakası ile sağlam bir miğfer bulunduran piyade askerlerdi. Savaş anında, phalanx adı verilen oldukça sıkı bir düzende bulunurlardı. Bu düzende her bir asker omuz omuza durur, beraber ilerler ve neredeyse aşılmaz bir duvar oluştururdu. Askerlerin beraber durabilme yeteneği, sıkı disiplin ve ağır zırhlarla beraber phalanx formasyonu neredeyse yenilmez bir savaş düzeni haline gelmişti.

Bu yeni düzen, Yunan şehir devletlerinde siyasi ve sosyal bir devrime yol açtı. Bağımsızlığını koruyabilmek adına hoplit ordularına ihtiyaç duyan şehirlerde, gerekli zırh ve ekipman için imkanları yeterli olan çiftçiler büyük bir siyasi ve sosyal güç olan hoplit sınıfını oluşturdu. Ancak, hoplit savaş sistemi büyük fedakarlıklar gerektiriyordu. Şehrin düzeni ve güvenliği için vazgeçilmez olan bu askerler, politik olarak herhangi bir pay sahibi olmadan gün geçtikçe daha fazla güçlendi ve huzursuzluklar yarattı. Tarihçiler ve düşünürler, oluşan bu huzursuzluk sonrası siyasi karar alma süreçlerine erişimin ve adalette eşitliğin sağlanması konusunda aristokratların taviz vermek zorunda kaldığını belirtse de değişim kararının aristokratların kendi rızaları ve rahatsızlıkları sebebiyle gelmiş olabileceği ihtimali de bulunuyor.
Hoplit taktiklerinin Yunan kültürü içerisinde ilk olarak ne zaman ortaya çıktığı konusu ise halen belirsizliğini koruyor. Milattan önce 7. yüzyılda, Argos kralı Pheidon`un komşu şehirlerdeki savaşçılara karşı bir hoplit ordusu kurması ve büyük zaferler kazanması tarih kitaplarında hoplit taktiklerinin ilk örneği olarak yer alsa da kralın veya kendisinden önce gelen hükümdarların bu yöntemleri Asurlulardan öğrenmiş olabileceğine yönelik tahminler de yapılıyor. Nereden gelmiş olursa olsun, uygulandığı ilk zamanlardan itibaren hoplit taktiğinin şehir devletleri tarafından çok hızlı bir şekilde benimsendiğini ve 7. yüzyılın sonlarına doğru gelindiğinde Yunan savaş kültüründe vazgeçilmez bir standart haline geldiğini söyleyebiliriz.
