4 Mart 1789, Konfederasyon Kongresi`nin yeni hükümetin oluşması için ilk başkanlık seçiminin yapılmasına karar verdiği tarihti. Devletin başı sıfatı için herkesin dilinde olan George Washington, 30 Nisan`da oy birliğiyle başkanlığa seçildi. O günden bugüne dek tüm başkanların yaptığı gibi görevini inançla yapacağına ve en büyük gücünün Amerika Birleşik Devletleri anayasasını korumak, kollamak ve savunmak olacağına dair söz verdi.
Washington göreve başladığında, yeni anayasa ne geleneklerden, ne de güçlü bir kamuoyundan destek alabildi. Bununla birlikte, yeni hükümet kendi mekanizmasını kurmak zorundaydı. Bu dönemde ordu küçüktü ve donanma neredeyse yok denilebilecek bir seviyedeydi. Diğer yandan, güçlü bir yargı organı kurulmadan yasaların uygulanması mümkün değildi. Ayrıca, devletin herhangi bir vergi geliri de yoktu.
Kongre hızlı bir şekilde Hazine Bakanlığı departmanlarını kurdu ve Thomas Jefferson ile Alexander Hamilton`ı genel sekreterlik görevine getirdi. Aynı zamanda, federal yargı sistemini oluşturdu ve yüksek mahkeme ile birlikte pek çok yerel mahkemeyi de hızlı bir şekilde bu sisteme dahil etti. Dahası, George Washington`ın alacağı kararlarda etrafına danışmadan hareket etmemesi sebebiyle Amerikan Başkanlık Kabinesi`nin oluşturulması da Kongre`nin önemli çalışmalarından bir tanesiydi.

Tüm bunlar olurken ülke düzenli bir şekilde büyüdü ve Avrupa`dan göçler hızla arttı. Amerikalılar batıya doğru ilerlerken Ohio, Tennessee ve Kentucky gibi bölgelere yerleşti. İç ve dış göçlerle artan nüfus nedeniyle tarlalarda iş gücüne olan ihtiyaç ciddi boyutlara ulaştı. Bir zaman sonra, New York`un kuzeyi, Pennsylvania ve Virginia gibi bölgeler buğday üretiminde büyük pay sahibi oldu.
Ülkede üretilen pek çok ürünün el yapımı olması gerçeğinin yanında, Sanayi Devrimi Amerika`da da yavaş yavaş kendini gösterdi. Massachusetts ve Rhode Island gibi bölgeler tekstil sektöründe hızla ilerlerken New York, New Jersey ve Pennsylvania ise kağıt, cam ve demir üretiminde ön plandaydı. Bunlarla birlikte, denizcilik o dönemde okyanusların hakimi olan Britanya`nın ardından dünya sıralamasında ikinci sıradaydı. Amerikan gemileri, Çin denizlerinde büyük bir ticaret hacmine sahipti.
Amerika Birleşik Devletleri`nin gelişiminde oldukça kritik olan bu dönemde, Washington`ın liderliği son derece önemliydi. Washington, ulusal hükümeti oluşturduktan sonra batı sınırındaki durumu stabil hale getirdi ve daha öncesinde İspanya ve İngiltere hükmü altında bulunan bölgelerdeki yerleşimler için politikalar düzenledi. Son olarak, veda konuşmasında Amerikan ulusunu yabancı dünyanın hiçbir parçasıyla kalıcı ittifaklar kurmama yönünde uyardı.
George Washington`ın önerdiği bu politika, kendisinden sonra gelen tüm nesiller tarafından ciddiyetle uygulandı ve etkisini göstermeye halen devam ediyor.
