Orta Çağ`ın sonlarında gelişen ve değişen teknolojinin ardından yaygın olarak kullanılmaya başlanan gözlükler ve saatler ile birlikte bir diğer önemli icat, parşömenden kağıda geçişi sağlayan baskı teknikleriydi. Değerli çiftlik hayvanlarının derilerinden elde edilen parşömen, oldukça pahalı bir malzemeydi: Bir İncil`i yazabilmek için 2 veya 3 koyunu feda etmek gerekiyordu. Değirmenlerde hamur haline getirilmiş bezlerden yapılan kağıt ise maliyetlerde dramatik değişikliklere sebep oldu. Dönemin kayıtlarından alınan bilgilere göre kağıt, parşömenin altıda biri fiyatına satılıyordu.
Yazının ana materyallerinde yaşanan bu büyük değişim sonucu, Avrupa`da okuma ve yazma maddi açıdan uygun bir hale geldi. Okuma yazma oranlarının artmasıyla birlikte daha ucuz kitaplar için bir pazar oluştu ve 1450lerdeki hareketli baskı makinesi, pazarda oluşan talebi tamamıyla karşılamayı başardı. İş gücünden yapılan tasarruf, baskı yöntemiyle oluşturulan kitapların el yazması kitaplara kıyasla beşte bir oranında daha ucuz olmasını sağladı.

Kitapların kolay ulaşılır hale gelmesiyle Avrupa`da kitap kültürü gündelik yaşamın bir parçası haline geldi. 1500 yılından sonra, Avrupalılar dini kitaplarla birlikte çeşitli konularda tariflerin bulunduğu, eğlenceli içeriklere sahip pek çok kitaba erişebilir durumdaydı. Baskı tekniklerinin gelişmesi, fikirlerin hızlıca ve güvenilir bir şekilde yayılmasını sağladı. Yüzlerce kopya kitabın hazırlanmasının ardından, devrim niteliğindeki fikirlerin ateşi eskisi kadar kolay sönmemeye başladı. 16. yüzyılın en büyük dini reformisti Luther, basılı kitapların gücünü kullanarak kıtadaki her bir köşeye sesini duyurmayı başardı.
Kitapların yayılması aynı zamanda kültürel milliyetçiliğin yükselmesinde de büyük rol oynadı. Baskı tekniklerinin gelişmesinden önce, Avrupa`daki bölgesel lehçelerde önemli farklılıklar vardı. Birbirlerine yakın bölgelerde oturan insanlar bile iletişim konusunda ciddi sıkıntılar yaşıyordu. Bu nedenle, siyasi merkezileşme de uzun süre sağlanamadı. Ancak, basılı yayınların artmasıyla birlikte her bir Avrupa ülkesi kendi dil standardını oluşturmayı başardı: Kral`ın İngilizcesi ile Londra`da basılmış kitaplar, Yorkshire ve Galler bölgelerine dağıtılıyor ve İngilizce, kendi standartlarının sınırlarını çizmeye başlıyordu.
