Nerede Çokluk: Mısır Dini

Din, Antik Mısırlıların gündelik hayatlarında her zaman büyük bir rol sahibi oldu ve siyasetten edebiyata, mimariden sanata kadar tüm alanlar üzerinde iz bırakmayı başardı. Mısır`da din, tek tanrılı anlayıştan çok tanrılı inanışa geçiş süreçleri doğrultusunda şekillendi. Başlangıçta, her bir şehir veya yerleşim bölgesi kendi ilahlarına sahipti: İlahlar, kendi bölgeleri için koruyucu tanrı niteliği taşıyordu.

Mısır devletinin birleşmesi ve merkezileşmesiyle birlikte inançlar da kaynaşmaya ve bir araya gelmeye başladı. Bölgesel tüm koruyucu ilahlar, büyük güneş tanrısı Ra`nın gücü altında birleşti. Orta Mısır Krallığı`nın Theban hükümdarları, bu tanrıyı baş tanrı Thebes`in isminden yola çıkarak Amon veya Amon-Ra olarak isimlendirdi. Diğer yandan, doğanın gücünü temsil eden ilahlar ise Nil`in Tanrısı olarak nitelendirilen Osiris ile yek bir kuvvet haline geldi. Bu birleşmelerden sonra, evreni yöneten iki büyük tanrı olan Osiris ve Amon, birbirlerine üstünlük kurmak adına kıyasıya bir mücadeleye girdi.

Ra ile vücut bulan güneş inancı, Eski Krallık döneminin hakim inanç sistemiydi. Bu sistem, halka ve devlete ölümsüzlük vermek için çalışan resmi bir dindi. Firavun, tanrının yeryüzündeki hakimiyetinin devamını sağlayan canlı bir temsilciydi. Ancak Ra, yalnızca koruyucu bir ilah değildi; aynı zamanda adaletin, gerçeğin ve ahlakın tanrısıydı. Bireysel olarak hiç kimseye ruhani lütuflar veya maddi ödüller vermezdi.

Osiris kültü ise varlığına bir doğa dini olarak başladı. Osiris, bitkilerin büyüyüp gelişmesini ve Nil Nehri`nin hayat veren özelliklerini temsil ediyordu. İnanışa göre, bir zamanlar Osiris çok güçlü ve cömert bir hükümdardı. Tebaasına tarımı ve diğer pratik sanatları öğretmiş; aynı zamanda onlar için kanunlar tasarlamıştı. Bir zaman sonra, kardeşi Seth tarafından haince katledilmiş, vücudu parçalara bölünmüştü. Eşi ve aynı zamanda kız kardeşi olan İsis, Osiris`in vücuduna ait parçaları uzun bir arayışın sonunda bulmuş ve mucizevi bir şekilde bir araya getirerek ona yeniden hayat vermişti. Geri gelmeyi başaran tanrı-kral, cömert hükümdarlığına bir süre daha devam etmiş; ardından yer altına indirilip ölülerin yargıcı görevini üstlenmişti. Osiris`in oğlu Horus ise daha sonrasında babasının ölümünün intikamını almayı başarmıştı.

Osiris hakkındaki bu hikaye, doğa temelli bir mitten çok daha fazlasıydı. Osiris`in ölümü ve yeniden dirilişi, Nil Nehri`nin sonbaharda kurumasını ve ilkbaharda güçlü bir debiyle geri dönmesini temsil ediyordu. Ayrıca bu diriliş, insanlar için kişisel ölümsüzlüğün sağlanacağına dair güçlü bir kanıt olarak kabul edilmişti. Eğer tanrı ölümü yenebildiyse, tanrının lütuflar verdiği kişiler de sonsuz yaşamın kapısını aralayabilirdi. Son olarak, Horus`un babasının intikamını alabilmiş olması, kötü ve şeytani olanlara karşı her zaman iyilerin kazanacağına dair verilmiş büyük bir sözdü.

Yorum bırakın