Latin Amerika`nın Korkulu Rüyası: İspanyol Konkistadorları

Latin Amerika`nın keşfi ve kontrol edilmesi sürecinde, İspanyol kaptanlar güçlü bir irade ve kendilerine güven ile yola çıktılar. ‘Göklerde Tanrı, İspanya`da kral, burada biz’ mottosu, kaptanların sahip olduğu mutlak gücün tiranlığa kadar ilerlemesine sebep oldu. İspanyol kraliyeti, ele geçirilen hazinenin beşte birine sahipti. Keşfe katılanlar ise özel yeteneklerine veya yanlarında getirdikleri ekipmanlara göre pay alıyordu. Başarılı fatihler, yaptıkları anlaşmalar çerçevesinde ödüller alıyor; gösterdikleri cesarete veya sundukları özel hizmetlere göre çeşitli unvanlarla onurlandırılıyordu.

Lider kaşifler arasında genellikle kendi arkadaşlarını, akrabalarını veya hizmetlerinde bulunan kişileri ödüllendirme eğilimi vardı. Bu eğilimden dolayı, yapılan fetihlerin sonuçlarından mutlu ve tatmin olmayan gruplar oluşuyordu. Memnuniyetsiz kaşif grupları, her defasında yeni bir fethin gerçekleşmesine sebep oluyordu. Dönemi yaşayan gözlemcilerden birine göre, her bir kaşife valilik görevi verilse bu bile yetersiz kalacaktı.

Kaşiflerin çok az bir kısmı profesyonel askerdi; birçoğu İspanyol toplumunun farklı kesimlerini temsil ediyordu. Keşiflerin son dönemlerinde, Şili`nin fethinde önemli bir rol üstlenen Ines Suarez gibi birkaç kadın da yer aldı. Genel olarak, kaşiflerin çoğunluğu kendi hesaplarına çalışan ve yerlileri Hıristiyanlaştırarak Tanrı`ya hizmet etmeyi amaçlayan erkeklerden oluşuyordu. Bu erkekler, Amerikan yerlilerinin üzerinde güç sahibi olacak yeni bir aristokrasi sınıfında yer almak istiyorlardı.

İspanyolların keşiflerde başarılı olmasının ardında yatan pek çok sebep vardı. Kaşiflerin kullandığı atlar, ateşli ve çelik silahlar yerlilerin kullandığı taş temelli silahlara karşı büyük üstünlük sağladı. Bu teknolojik fark, İspanyolların acımasız ve sert liderliğiyle birleştiğinde fetihlerin başarılı olması kaçınılmaz bir hale geldi. Dahası, yerli kabileler arasındaki çekişmeler, İspanyolların kıta üzerinde kolayca ilerlemesine yardımcı oldu. Bunlarla birlikte, kıtada yaşanan salgın hastalıklar da Avrupalıların gizli birer müttefiğiydi.

1570li yıllara doğru, kıta üzerindeki keşif ve fetih dönemi sona erdi. Bürokratlar, tüccarlar ve sömürgeciler, hükümet organlarını ve ekonomiyi kurarak konkistador jenerasyonunun yerini aldılar. Elbette dönüşüm, bekledikleri kadar kolay olmadı. Peru`da iç savaş yaşanırken Meksika`da çeşitli memnuniyetsizlikler ve sıkıntılar baş gösterdi. Bölgede merkezi hükümetlerin ve mahkemelerin kurulması, İspanyol Amerikası`nın fethedilmiş bir bölgeden ziyade koloni olarak hayatına devam etmesini sağladı.

Yorum bırakın