Güneş Tanrısı`nın Tebaası: İnkalar

İnkaların topraklarını genişletme ve egemenlik alanlarını büyütme arzularının ardında ekonomik ve siyasi nedenlerden çok daha fazlası yatıyordu. Sahip oldukları ataya ve ecdada saygı anlayışı, inançlarında önemli bir yer tutuyordu. İnkalar, hayatlarını kaybeden hükümdarlarını mumyalıyor; tanrılara aracılık etmeleri için kullanıyor ve aynı zamanda onlar için geçit törenleri düzenliyorlardı.

İnkalar, Chimor Krallığı devriyle birlikte bölünmüş miras adı verilen bir sistemi kullanmaya başladılar: Bu sisteme göre, ölen hükümdarın varisi tüm siyasi gücü ve unvanları elde ediyor; ancak eski hükümdarın bütün mal varlığı ve sahip olduğu topraklar erkek torunlara kalıyordu. Torunlar ise bu mal varlığını mumyalanmış hükümdarın sonsuzluğa ulaşmasını desteklemek amacıyla kullanıyordu. Dolayısıyla, bu kültün devam edebilmesi için her bir İnka hükümdarı yeni alanları ele geçirmek zorundaydı.

Temple of the Sun – Güneş Tapınağı

İnka siyasi ve sosyal yaşamı, dini motiflerin etrafında şekillendi. Azteklerde olduğu gibi, İnkalar da Güneş`i en büyük ilah olarak kabul etti ve kendilerini onun yeryüzündeki temsilcileri olarak belirlediler. Cuzco`daki Güneş Tapınağı, devlet dininin merkezindeydi ve mumyalanmış hükümdarlar bu tapınakta korunuyordu. Güneş kültü uygarlığın her yerine yayılmış olsa da İnkalar yerel tanrılara yönelik ibadetleri engellemedi.

Yaratıcı Tanrı Viracocha gibi diğer tanrılar da devlet dininin bir parçasıydı. Popüler inanç, birçok doğa olayına manevi güç bahşeden derin bir animizme dayanıyordu. Dağlar, kayalar, ırmaklar, mağaralar, mezarlar ve tapınaklar huacas, yani kutsal mabetler olarak kabul ediliyordu. İnkalar bu bölgelerde ibadetlerini yapıyor ve insanları, hayvanları veya ellerindeki ürünleri tanrılar için kurban ediyorlardı. Tapınaklarda, festivallerin düzenlenmesi ve devlet aksiyonlarının kutsanması için pek çok din adamı görev alırken kadınlar da kurban edilecek ürünlerin ve giyeceklerin hazırlanması için çalışıyordu.

Huaca

İnkalar sanat alanında da önemli başarılara imza attılar. Özel atölyelerde ürettikleri harikulade kumaşlar, çömlekler, metal işçilikleri ve değerli maden ürünleri bunlardan yalnızca birkaçıydı. İnkalar, aynı zamanda çeşitli silahlar üretebilmek için bakır ve tuncu da kullandılar. Yazı konusunda herhangi bir sistemleri olmasa da quipu adı verdikleri bir tür abaküs ile sayısal verileri kaydetmeyi başardılar.

Toprak ve su yönetimi, ulaşım ağı ve mimari gibi konular ise İnkaların üstün zekalarını sergileyebildiği esas noktalardı: İnkalar, Andların dik yamaçlarına yaptıkları teraslar ve geliştirdikleri kapsamlı sulama sistemi ile tarımı üst seviyeye çektiler. Diğer yandan, yaklaşık 2500 kilometrelik dev bir yol ağıyla imparatorluğun her bir noktasını birbirine bağladılar. Taş kesimi konusundaki ustalıkları sayesinde büyük yapıları duvarcılığa ihtiyaç duymadan inşa ettiler. Tüm bu başarılar, sahip oldukları yüksek teknikle birlikte İnkaların büyük çaplı iş gücünü yönetebilme yetenekleri sayesinde gerçekleşti.

Yorum bırakın