Dünyanın En Değerli Bölgesi: Kişisel Alan

Personal space, yani kişisel alan, kültürlerdeki farklılıklara bağlı olarak değişik şekillerde tanımlanabiliyor. Batı kültüründe, insanlar karşı karşıya geldiklerinde genelde 3 adımlık bir mesafeyi korurken yan yana geldiklerinde daha yakın bir mesafede durmayı tercih ediyorlar. Ortadoğu olarak nitelendirilen bölgelerde ise kişiler iletişim esnasında çok daha yakın ve temaslı bir vücut dilini kullanıyor. Bu durum, özellikle ikili ilişkilerinde mesafeyi tercih eden Batılıların Ortadoğu gibi bölgeleri ziyaretleri esnasında büyük sıkıntılar yaşamalarına sebep oluyor.

Sözlü olmayan iletişim üzerine yoğun çalışmalar gerçekleştiren Edward T. Hall, kişisel alanı 4 farklı bölgeye ayırıyor: Hall`a göre, bunlardan ilki olan samimi bölge, yalnızca sevgililer ve aile bireyleri gibi yakın ve temas edebilecek kişiler için ayrılmış ve yaklaşık bir buçuk adımlık bir alanı kapsayan bir bölgedir. Kişisel mesafe ise, bir buçuk adımdan dört adıma kadar ulaşabilecek ve genelde arkadaşlar ve tanıdıklar için ayrılan bir mesafedir. Bu bölgede, bazı samimi davranışlara izin verilebilir; ancak bu oldukça sınırlıdır. Son dönemde oldukça popüler olan sosyal mesafe, dört adımdan on iki adıma kadar olan ve genelde mülakatlarda kullanılan bir boşlukken kamusal mesafe ise on iki adımdan daha fazla olan ve çoğunlukla topluluk önünde konuşma yapan kişiler için ayrılmış bir alandır.

Gündelik iletişim esnasında rahatsızlıkların en çok yaşandığı ve yaşatıldığı alanlar samimi bölge ve kişisel mesafedir. Bu iki bölge bir sebepten işgal edildiğinde, kişiler bunları genellikle geri almaya çalışır. Alamadıkları noktada, karşı tarafa sözlü veya fiziksel yollarla müdahalede bulunur ve bu şekilde kişisel alanlarını korumaya gayret ederler. Eğer hiçbir çaba karşılık bulmazsa, sınır belirleyici çeşitli önlemler devreye girer: Okul sıralarında yanımızda oturan kişiyle alan paylaşımı esnasında masanın tam ortasına koyduğumuz sırt çantası, buna en iyi örneklerden bir tanesidir.

Bu noktada, cinsiyet konusu de kişisel alanın belirlenmesi ve korunması noktasında önemli rol oynar. Geleneksel olarak, erkekler kadınlarla kıyaslandığında çok daha büyük bir hareket alanına sahiptir ve yakın ilişki gerekliliğini gözetmeksizin özellikle kadınların kişisel alanına rahatlıkla girme cesareti gösterirler. Tam tersi bir ihtimalde, yani kadınların benzer bir tavırda bulunması durumunda, bu hareket genellikle erkekler tarafından flörtözlük ve cinsel ilişkiye istek olarak nitelendirilir.

Son dönemde, gereksiz temasın ve yakınlığın önlenmesi ve kişisel alanların korunması adına özellikle Batılı devletlerde çeşitli yasalar ve sınırlandırılmalar getirilmektedir.

Yorum bırakın