İnsanlık tarihi boyunca insanoğlu doğal çevre üzerinde kontrol sağlama konusunda büyük ilerlemeler kaydetti ve bu yolda edindiği tüm bilgileri coğrafi olarak birbirine uzak topluluklara ve genç nesillere aktarmayı başardı. Hollandalı sosyolog Johan Goudsblom, 1992 tarihli Ateş ve Medeniyet adlı kitabında, ateşin keşfinin ve ateşi yaratmak ve kontrol etmek için geliştirilen tekniklerin insan gelişiminde çok büyük bir rol oynadığını savundu.
Ateşi yakmayı ve kullanmayı öğrenen insan toplulukları, zaman geçtikçe diğer grupların üzerinde büyük bir hakimiyet kurdu. Ancak, sürecin sonunda neredeyse tüm toplumlar ateşi kullanabilme yetisine erişti. Goudsblom`a göre, ateşi oluşturmak ve kontrol altına almak, insanlar için ciddi bir sınavı beraberinde getirdi: Artık, toplum içerisinde yeni bir sosyal organizasyon oluşturmak gerekiyordu: Yemek pişirmek ve ısınmak gibi basit ihtiyaçlar için yakılan ateşlerden modern merkezi ısıtmalarda ve büyük enerji santrallerinde kullanılan ateşe kadar tüm yöntemler yeni ve daha karmaşık bir düzenin oluşturulmasına ihtiyaç duyuyordu.
İnsanlar ateşi yakmayı ve kullanmayı öğrendiklerinde, ateşin devamını sağlamak, ateşi gözlemlemek ve güvende kalmak için kendi içlerinde organize olmak zorunda kaldılar. Sonraları, özellikle ateşin her eve yavaş yavaş girmesiyle birlikte, itfaiye gibi çeşitli oluşumlar büyük önem kazanmaya başladı. Ayrıca, devasa enerji santrallerinin ortaya çıkmasının ardından, bu noktaların herhangi bir saldırıya maruz kalmaması adına askeri sistemler dahi devreye sokuldu.

Goudsblom, ateşin kullanılmasının bireylerin psikolojilerinde değişikliklere de sebep olduğunu belirtti. Önceleri volkanlardan ve yıldırımlardan korkan insanlar, ateşi kontrol edebilmek için sahip oldukları korkuyu yenmek zorundaydı. Ancak bu o kadar da kolay değildi; zira, insanların önce korkuyla başa çıkmaları ve daha sonra da bunu ateşten faydalanmak için kullanmaları gerekiyordu.
Oluşturulan bütün kontrol mekanizmalarına ve edinilen binlerce yıllık tecrübeye rağmen, ateş halen bireylere, evlere ve iş yerlerine zarar vermeye devam ediyor. Tüm bunlardan ve Goudsblom`un yaptığı çalışmalardan çıkaracağımız sonuç şudur: İnsanoğluyla doğal çevrenin ilişkisi çift taraflıdır; bir tarafta insanlar doğa üzerinde belli bir kontrolü sağlamaya çalışırken diğer tarafta doğa, insanların karşısına bazı engelleri ve gereklilikleri daima çıkarır.
