Uzaktan Yaşam: Yeni ‘normal’ mi?

Geçtiğimiz on yıldan çok daha hararetli ve sıkıntılı başlayan 2020‘de, insanların yaşam stilleri belki de uzun bir süre eski hale dönemeyecek bir şekilde dramatik değişikliklere uğradı. Koronavirüsün gündelik hayatlarımızın göbeğine yerleştirdiği uzaktan yaşam fenomeni, önümüzdeki aylarda da etkisini gösterecek bir gerçeklik olarak karşımıza çıkıyor.

Uzaktan yaşam, iş hayatından eğitime, ikili insan ilişkilerinden alışveriş alışkanlıklarına kadar pek çok alanda etkisini ciddi bir biçimde artırdı. Eski normalin şartları altında pek olumlu bir anlam taşımayan mesafe olgusu, şimdilerde insan sağlığı açısından bir numaralı öncelik statüsüne erişti. Gözden ırak olma ile gönülden ırak olma arasındaki bağ, iletişim araçlarının da etkisiyle kopma noktasına geldi.

Mesafeyi korumak için kullanabileceğiniz donanım.

Peki bu yeni normal, eski alışkanlıkların yerini alacak mı? Yoksa, bir süre sonra insanlar bu günleri kötü bir hatıra olarak kenara koyup hayatlarına eskiden olduğu gibi mi devam edecek? Sağlık yönünden bakıldığında, uzmanlar bu sürecin en azından sene sonuna kadar etkisini koruyacağını ve mesafeli yaşamın sürdürülmesi gerektiğini belirtiyorlar. Amerikalı COVID-19 uzmanı Dr. Gregory Poland, bundan sonraki süreçte, solunum hastalıklarının arttığı kış aylarında Asya kültürlerinde olduğu gibi az temas ve maskenin gündelik hayatın bir parçası olabileceği görüşünü savunuyor.*

Öte yandan, mesafeli yaşamın yeni normal olması noktasında büyük sıkıntılar da mevcut. Çalışanlar açısından bakıldığında, evden çalışmanın getirdiği en büyük problem, çalışma saatlerindeki sınırların geçirgen bir hale gelmesi. Yalnızca birkaç ay önce, mesai bitimi bilgisayarını kapatıp ofisten ayrılan bir kişi, işle ilgili konuları ardında bırakıp evine gidebiliyordu. Ancak şu sıralar, görünüşte mesai bitmiş olmasına rağmen, çalışanlar çeşitli görevlerle uğraşmaya devam etmek zorunda kalabiliyor.

Eğitimin uzaktan uygulanması da pek çok açıdan faydalı olmasına rağmen, geleceğin normali olma noktasında bazı eksiklikler barındırıyor. Öğrenciler, özellikle uygulamalı bölümlerde uzaktan eğitimin yararsız olduğunu ve bu süreçten hiçbir şekilde verim alınamadığını belirtiyor. Diğer yandan, öğretmenler ve akademisyenler kanadında da dersler esnasında yaşanan teknik sıkıntılar ve materyal eksiklikleri; ayrıca katılımın net bir şekilde kontrol edilememesi ve motivasyon düşüklüğü gibi hususlar uzaktan eğitim konusunda büyük soru işaretleri yaratıyor.

Dünya devamlı olarak değişiyor ve insanoğlu -ne olursa olsun- yeni şartlara adapte olma arzusunu sürdürüyor. Umudumuz, tüm dünyanın bu zorlu süreçten akılcı derslerle çıkması ve yeni normalin bu dersler çerçevesinde oluşturulması yönünde. Aksi halde, gelecekte çok daha büyük global sorunlarla karşılaşmamız işten bile değil.

*Dr. Gregory Poland’ın görüşlerine bu videodan ulaşabilirsiniz.

Yorum bırakın