Yetmiş Bin Kişilik Emek: Piramitler

Sadelik ile büyüklüğü bir araya getiren ve tüm Mısır medeniyetinin belki de en göz alıcı anıtlarından olan Piramitler, Nil Deltası’nda dönemin en büyük güç sahibi firavunların dünya yaşamı sonrası ebedi mekanları olarak tasarlandı. Gezegen üzerinde en çok ilgi çeken ve büyük hayranlık uyandıran bu devasa yapılar, zaman zaman çeşitli komplo teorilerine konu olan yapım süreçleriyle de meraklılarını büyülüyor.

Bilinen ilk Piramit olan Zoser Piramidi, milattan önce 2770 yılları civarında inşa edildi. O döneme kadar, insanlık tarihi bu ölçekte büyük bir yapıyla karşılaşmamıştı. Firavun Zoser‘in baş mimarı Imhotep‘in önderliğinde, bir milyon ton civarında kireç taşı çıkarıldı ve tekerleksiz araçlarla inşaat alanına taşındı. Bu geniş çaplı ve oldukça zorlu çalışmanın sonunda, yaklaşık 61 metre yüksekliğindeki Zoser Piramidi tamamlandı.

Zoser Piramidi, Mısırlılar için yalnızca bir başlangıçtı. Milattan önce 2700 ve 2600 yılları arasındaki 100 sene içerisinde 25 milyon tona yakın kireç taşı, dünyanın yedi harikasının ilki olan Keops Piramidi gibi ünlü piramitlerin inşaatında kullanıldı.

Pek çok araştırmaya ve tarihi veriye rağmen, Piramitlerin neden ve nasıl yapıldığı konusu tartışılmaya devam ediyor. Komplo teorisyenlerinin üzerinde durduğu uzaylı müdahalesini bir kenara bırakırsak, Piramitlerin inşa sürecinin ardında yaklaşık 70000 kişilik bir emeğin yattığını söyleyebiliriz. Yaz döneminde, özellikle Nil Nehri`nin debisinin artması sebebiyle, çiftçiler tarlalarında çalışma fırsatı bulamıyorlardı. Bunun yerine, mevsimlik işçi rolünü üstlenerek Piramitlerin inşaatlarında görev alıyorlardı. Böylece, Mısır medeniyetinin en önemli sektörlerinden olan tarım, bu büyük projelerin uygulanmasından dolayı herhangi bir zarar görmüyordu.

Elbette, bir piramidin yükselebilmesi için bir yaz dönemi yeterli değildi. Bu sebeple işçiler, en az iki yaz boyunca aynı piramidin inşaatında çalışıyordu. Sonrasında, ara vermeksizin ve firavunun ölüp ölmediğine bakılmaksızın yeni bir piramidin inşaatına geçiyorlardı. Yüz sene içerisinde 25 milyon ton taşın kullanılmış olması, sürecin bu şekilde ilerlediği tezini güçlü bir şekilde destekliyor.

Peki, 70000 işçi bu zorlu sürece neden ve nasıl direnç gösterdi? Akla gelen ilk yanıt olan kaba kuvvet ve zorlama, bizi doğru açıklamaya götürmüyor. Zira, böyle bir kalabalığı herhangi bir şey yapmaya zorlamak için dönemin geleneksel silahlarından çok daha gelişmiş ekipmanların firavunun ordusunda bulunması gerekirdi. Ayrıca, bu dönemde Mısır medeniyetinde az sayıdaki savaş esirleri haricinde kölelik anlayışı yoktu.

Diğer yandan, dini motivasyon ve topluluk psikolojisinin işçilerin bu devasa projelerde büyük istekle çalışmaları için geçerli sebepler olduğunu söyleyebiliriz. Piramitlerin inşaatında çalışan işçiler, firavunlarının canlı birer tanrı olduğuna ve onların sonsuz yaşama dünya üzerinde yarattıkları bu çıkışlardan ulaşabileceklerine inanıyorlardı.

Buna göre, Piramitler birer cennet merdiveni görevi üstleniyordu. Dolayısıyla, işçiler bu merdivenleri ne kadar iyi inşa eder ve tanrıları sonsuz yaşama ne kadar rahat ulaşırlarsa, dünya üzerindeki yaşam da o denli bereketli olacaktı. Ayrıca, bu kutsal amaçta beraber çalıştıkları için birbirlerine daha çok destek oluyor ve kendi aralarında bir nevi takım oyunu oluşturuyorlardı.

Böylece, sarfettikleri emekle birlikte hem dünyevi hayatta, hem de sonsuz yaşamda mutluluğun kapısını açtıklarına inanıyorlardı.

Yorum bırakın